top of page
Ara

AYM, Gerekçesiz Önleyici Tedbir Kararı Nedeniyle Manevi Tazminata Hükmetti

Anayasa Mahkemesi, başkan Kadir ÖZKAYA; üyeler Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Basri BAĞCI ile raportör Tuğba Tuna IŞIK'ın imzası bulunan ve 14 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararında, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınan hâkimlik kararının, gerekçeli karar alma hakkını ihlal ettiğine karar verdi.

Av. Mehmet Faruk KOÇAK

Başvuru Numarası

Başvuru Tarihi

12/9/2018

Karar Tarihi

24/2/2021

Karar verilene kadar geçen süre

29 AY 12 GÜN

İlgili Hak:

  • Gerekçeli karar hakkı (Anayasa madde 36)

  • Kişinin maddi/manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı (Anayasa madde 17)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı (Anayasa madde 20)


Anahtar Kelimeler:

  • Kadına karşı şiddet

  • 6284 sayılı Kanun

  • Koruyucu tedbir

  • Önleyici tedbir

  • Konuta yaklaşmama tedbiri


Tazminat Talebi:

Anayasa Mahkemesi, Başvurucunun 30.000-TL tutarındaki talebine karşılık 8.000-TL tutarında manevi tazminata hükmetmiştir.


Özet:

Anayasa Mahkemesi (Mahkeme), başvurucu aleyhinde 6284 sayılı Kanun çerçevesinde verilen tedbir kararı ile buna karşı yapılan itirazın reddine dair kararın yetersiz gerekçeyle kurulması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.


Olay

Başvurucu’nun MÖ ile birlikte İsviçre’de yaşadığı dönemde MÖ’den iki çocuğu olmuştur. MÖ, çocukların Başvurucudan olduğuna dair İsviçre’de dava açmış; bu davayı kazanmasını müteakip söz konusu kararın tanınması ve tenfizi adına Türkiye’de de bir dava ikame etmiştir. Bu süreçte ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında bir ay müddetinde tedbir kararı talep etmiş ve bu talebi kabul görmüştür.


MÖ, bir aylık sürenin dolmasının ardından tanıma/tenfiz davasının hala derdest olduğunu, bu sebeple kendisine veya çocuklarına bir zarar geleceğinden endişe ve korku duyduğunu ifade ederek yine aynı kanun uyarınca koruma talep etmiştir. Yerel mahkeme, söz konusu talep karşısında altı aylık süre için bir dizi önleyici tedbir kararı vermiştir.


Başvurucu, bu karara karşı “önceki tedbir kararı sona erdikten sonra hiçbir iddia ve delil sunulmadığını ve davacılarla iki yıldır görüşmediğini” belirterek davacıların karar tarihinde Türkiye’de olup olmadıklarının araştırılmasını talep etmiş ve itiraz kanun yolunu işletmiştir. Yetkili merci, 6284 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasını hatırlatarak “tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmayacağını” belirterek itirazı reddetmiştir.


Zaman Çizelgesi

MÖ’nün talebi üzerine Başvurucu aleyhinde 6284 sayılı Kanun uyarınca 10/4/2018 tarihinde ilk kez bir aylık tedbir kararı uygulanmasına karar verilmiştir. Bir aylık sürenin dolmasından sonra yapılan başvuru üzerine 21/5/2018 tarihinde Başvurucu aleyhinde bu sefer altı aylık süreyle bir dizi önleyici tedbir kararı verilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz 12/7/2018 tarihinde reddedilmiş ve bu kararın 14/8/2018 tarihinde tebliği üzerine eldeki bireysel başvuru 12/9/2018 tarihinde yapılmıştır.


Başvurucunun İddiası

Başvurucu, itirazına konu tedbir kararını kuran yerel mahkemenin yeterli araştırma yapmadığını ve itirazını inceleyen merciin ise ileri sürdüğü hususları tartışmaksızın ve ortaya sebep koymaksızın itirazını reddettiğini iddia etmiştir. Bu kapsamda özellikle “tedbir talebinde bulunanlarla iki yıldır görüşmediğini” belirtmesine ve “tedbir talep edenlerin Türkiye’de olup olmadıklarının araştırılmasını” talep etmesine rağmen yetkili merciin bu hususları dikkate almamasının adil yargılanma hakkını ihlal edici nitelikte olduğunu iddia etmiştir.


Başvurucu ayrıca söz konusu tedbir kararlarının evine tebliğ edilmesi nedeniyle aile huzurunun bozulduğunu ve ailesi ile çevresi nezdinde başkalarını rahatsız etmeye elverişli bir kimse gibi algılanmasına neden olduğunu belirterek maddi/manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.


Mahkemenin Değerlendirmesi

- Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından

Mahkeme, ilk olarak eldeki incelemenin adil yargılanma hakkı kapsamında kalan gerekçeli karar alma hakkı kapsamında yapılmasına karar vermiştir (§ 21).


Bu çerçevede, 6284 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz şeklinde ifade edilen hükmün “koruyucu tedbir kararları” açısından geçerli olduğuna dikkat çekilmiş ve adı geçen kanunun “önleyici tedbir kararları” noktasına böyle bir ayrıksı durum öngörmediği hatırlatılmıştır (§ 24).


Mahkeme, önceki içtihatlarına atıfla, tedbir kararlarının verildiği an itibariyle infaz edilebilir olması dolayısıyla acil müdahale ihtiyacının karşılanmakta olduğunu hatırlatarak verilecek tedbir kararlarının somut olayın koşullarına göre daha esnek gerekçelerle kurulabileceğini ifade etmiştir (§ 27).


Fakat Mahkeme’ye göre somut olayda itiraz mercii, itiraza konu ilk yerel mahkeme kararında gerekçe bulunmamasına rağmen Başvurucunun esaslı iddialarını ve itirazlarını karşılamamış ve kanaatine hangi deliller nedeniyle ulaştığını göstermemiştir. Bu doğrultuda da kararını asgari düzeyde dahi açıklamadığı görüldüğünden gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekmektedir (§§ 29, 30).


- Sair iddialar bakımından

Mahkeme, Başvurucunun maddi/manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarını delillendirmediğine işaret ederek Başvurucunun gerekli açıklamalarda bulunmadığına ve iddialarını temellendirmediğine kanaat getirmiştir. Mahkeme bu sebeple başvuruyu söz konusu ihlal iddiaları bakımından açıkça dayanaktan yoksun bularak başvurunun kabul edilebilir olmadığına dair karar vermiştir (§ 36).

bottom of page